Çocuğunuz Ders Çalışmıyor Değil, Belki de Yorulmuş Olabilir

17 Eki

Çocuğunuz Ders Çalışmıyor Değil, Belki de Yorulmuş Olabilir

Akşam saat dokuz. Kapı aralık, masada açık bir test kitabı, ama çocuğunuz yarım saattir aynı sayfaya bakıyor. Belki telefon elinde, belki sadece boşluğa dalmış. İçinizden “Yine çalışmıyor” diye geçiyor ve çoğu zaman o cümle ağzınızdan da çıkıyor.

Bu sahne birçok evde neredeyse her akşam yaşanıyor. Biz de okulda velilerimizden en sık bu cümleyi duyuyoruz: “Hocam, hiç çalışmıyor.” Oysa öğrencilerimizle konuştuğumuzda çoğu zaman bambaşka bir hikâye çıkıyor ortaya. Çalışmak istemeyen bir genç değil, ne yapacağını bilemeyecek kadar yorulmuş bir genç.

Tembellik ile yorgunluk birbirine çok benziyor

Dışarıdan bakınca ikisi de aynı görünüyor. Masada oturup bir şey yapmamak, erteleme, isteksizlik, kısa cevaplar… Ama içeride olan şey çok farklı.

Tembellikte genelde bir keyif vardır. Çocuk o anda başka bir şey yapmayı tercih ediyordur ve bundan memnundur. Yorgunlukta ise keyif yoktur. Çocuk çalışmadığı için kendini zaten suçlu hissediyordur, ama bir türlü başlayamıyordur. Hatta çoğu zaman “Ben neden böyleyim?” diye kendine kızıyordur.

Bir lise öğrencisinin gününü düşünün. Sabah erkenden okul, art arda dersler, sınavlar, ödevler, bir de üstüne kurs ya da etüt. Eve geldiğinde de “Şimdi otur çalış” cümlesi bekliyor. Bunun yanına arkadaşlık ilişkilerini, ergenliğin getirdiği duygusal iniş çıkışları, gelecek kaygısını ve sosyal medyanın bitmeyen karşılaştırmalarını ekleyin. Yetişkin olarak biz bile böyle bir tempoda bir hafta zor dayanırız.

Yorgunluğun işaretleri

Her çocuk farklıdır ama bazı işaretler sık karşımıza çıkıyor:

• Eskiden sevdiği şeylerden de keyif almamaya başlaması
• Uyku düzeninin bozulması; ya çok uyuması ya da geç saatlere kadar uyuyamaması
• Küçük şeylere hemen sinirlenmesi, ağlamaklı olması
• “Bilmiyorum”, “Fark etmez”, “Boş ver” cevaplarının artması
• Masaya oturduğu hâlde odaklanamaması, aynı paragrafı defalarca okuması
• Baş ağrısı, mide ağrısı gibi sık tekrarlayan şikâyetler

Bunlardan birkaçını çocuğunuzda görüyorsanız, belki de sorun motivasyon değil, enerji.

"Daha çok çalış" demek neden işe yaramıyor?

Yorgun bir insana daha fazla yük vermek onu harekete geçirmez, sadece biraz daha yorar. Çocuk çalışmadığı için azarlandığında ya da başkalarıyla kıyaslandığında, zaten azalmış olan enerjisinin bir kısmını da bu suçluluk duygusuyla baş etmeye harcıyor. Sonuç olarak ertesi gün masaya oturmak daha da zorlaşıyor. Kısır bir döngü.

Bu, hiç sınır koymayalım, beklenti olmasın demek değil elbette. Ama beklentiyi doğru zamanda ve doğru tonda dile getirmek çok şey değiştiriyor.

Evde neler yapabilirsiniz?

Önce sorun, sonra yorumlayın. “Neden çalışmıyorsun?” yerine “Bugün nasıldın, zor bir gün müydü?” diye başlamak kapıyı açar. Bazen çocuğun tek ihtiyacı, birinin gerçekten merak edip sormasıdır.

Uykuyu ciddiye alın. Ergenlik döneminde vücudun uyku ihtiyacı sanıldığından fazladır. Gece yarısına kadar çalışıp sabah yedide kalkan bir öğrencinin ertesi gün verimli olmasını beklemek gerçekçi değil. Bazen yapılabilecek en iyi şey, “Bu akşam erken yat, yarın taze kafayla bakarsın” demektir.

Molayı ödül değil, ihtiyaç olarak görün. Okuldan gelir gelmez masaya oturmak zorunda değil. Bir şeyler yemek, biraz yürümek, sevdiği bir şeyle uğraşmak, sonrasındaki çalışmanın kalitesini artırır.

Küçük hedeflerle başlayın. “Bu akşam üç saat çalışacaksın” demek gözü korkutur. “Şu konudan yirmi soru çözelim, sonra bakarız” demek başlamayı kolaylaştırır. Başlamak çoğu zaman işin en zor kısmıdır.

Kıyaslamaktan kaçının. Kuzeni, sınıf arkadaşı, komşunun oğlu… Her çocuğun kendi ritmi var. Kıyas, çocuğa “yetersizsin” mesajından başka bir şey vermiyor.

Ekran zamanını birlikte konuşun. Telefon bazen yorgunluğun sebebi, bazen de yorgunluktan kaçışın yolu. Yasaklamak yerine, birlikte bir düzen kurmak çok daha kalıcı oluyor.

Okulla iletişimde kalın

Bahçeşehir Artı Anadolu Lisesi olarak öğrencilerimizi sadece not ortalamasıyla değil, bir bütün olarak görmeye çalışıyoruz. Çocuğunuzda bir değişiklik fark ettiğinizde, bunu bizimle paylaşmanız çok kıymetli. Sınıf öğretmenleri ve rehberlik servisimiz, evde gördüklerinizle okulda gördüklerimizi bir araya getirerek çocuğunuz için en doğru yolu bulmaya yardımcı olabilir. Bazen sorunun kaynağı ders programındaki yoğunluk olur, bazen bir arkadaşlık meselesi, bazen de çocuğun kimseye anlatamadığı bir kaygı. Birlikte bakınca resim çok daha net görünüyor.

artianadolu
Leave A Comment